Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması artık bir hazırlık konusu değil. Yükümlülük Avrupa’daki alıcıda, ama istenen veri Türkiye’deki üretim hattında oluşuyor ve şu anda çoğu tesiste kayda geçmiyor.
Takvim nerede duruyor
Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı bilgilendirmeye göre mekanizma iki dönemden geçti.
Birinci dönem 1 Ekim 2023 ile 31 Aralık 2025 arasındaydı. Bu dönemde yalnızca raporlama yapıldı, mali bir yükümlülük doğmadı.
İkinci dönem 1 Ocak 2026’da başladı. Artık AB ithalatçıları kapsamdaki ürünler için karbon ücreti ödemekle yükümlü ve sertifika satın alıp teslim etmek zorunda.
Bu yazının yazıldığı tarih itibarıyla 2026 ithalat yılının içindeyiz. Yani şu anda üretilip Avrupa’ya giden her sevkiyat, ileride beyan edilecek bir yılın parçası.
Kritik tarih ise 30 Eylül 2027. 2026 yılına ait beyanlar en geç o tarihe kadar teslim edilmiş olmalı.
Aradaki mesafe rahatlatıcı görünüyor ve asıl tuzak burada. Beyan 2027’de yapılacak ama beyanın dayandığı veri 2026’da üretiliyor. Geçmişe dönük olarak üretilemeyen bir veriden söz ediyoruz.
Yükümlülük kimde, iş kimde
En sık karşılaşılan yanlış anlama bu ve iki cümleyle ayrılıyor.
Beyan yükümlülüğü AB’deki ithalatçıda. Sertifikayı o satın alıyor, raporu o veriyor, cezai sorumluluk onda.
Ancak ithalatçı, beyan edeceği emisyon değerini kendi başına üretemiyor. O değer, ürünün üretildiği tesiste oluşan bir bilgi.
Sonuç şu: yükümlülük Avrupa’da, veri talebi Türkiye’de. İhracatçıdan istenen şey bir belge değil, ürün ve tesis bazında dayanağı olan bir veri seti.
Bu talep bir mevzuat yükümlülüğü olarak değil, bir müşteri talebi olarak geliyor. Karşılanmadığında da ceza gelmiyor; sipariş gidiyor.
Kapsamdaki ürünler ve muafiyet
Mekanizma bütün ihracatı kapsamıyor. Tüzüğün ekinde tanımlı, karbon kaçağı riski yüksek görülen ürün grupları var: çimento, demir ve çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen.
Belirleyici olan firmanın sektörü değil, ihraç edilen ürünün gümrük tarife pozisyonu.
Bu ayrım önemli. Kendini kapsam dışında sayan bir üretici, ürettiği belirli bir kalem nedeniyle kapsama girebiliyor.
Muafiyet tarafında ise bir eşik var: yıllık 50 ton altında ithalat yapanlar mekanizmadan muaf tutulmuş durumda. Bu eşik AB tarafındaki ithalatçı üzerinden işliyor.
Sizden istenecek olan veri
Talep geldiğinde sorulan şey genel bir karbon raporu olmuyor. Sorulan şey daha dar ve daha zor.
Hangi ürün, hangi tesiste, hangi dönemde üretildi. O üretim için ne kadar enerji harcandı ve bu enerjinin kaynağı neydi. Hangi ham madde kullanıldı ve o ham maddenin kendisi kapsamda mı. Hesaplama hangi yönteme dayanıyor ve dayanağı doğrulanabilir mi.
Bu soruların ortak noktası, hepsinin ürün bazında sorulması.
Çoğu tesiste enerji tüketimi tesis toplamı olarak biliniyor, ürün bazında bilinmiyor. Üretim miktarı ise ürün bazında biliniyor ama enerji ile eşleştirilmiyor.
İki veri ayrı ayrı doğru, birlikte hiç durmuyor. Talep geldiğinde yapılan iş de bu ikisini geriye dönük birbirine bağlamaya çalışmak oluyor ve o iş genelde tahminle bitiyor.
Bugün başlanacak dört kayıt
Mekanizmanın gerektirdiği hesaplama yöntemi ayrı bir uzmanlık alanı. Ancak o hesabın dayandığı kayıt, tamamen tesisin kendi işi ve bugün başlatılabilir.
Üretim kaydının ürün ve dönem bazında tutulması. Hangi partinin hangi hafta üretildiği kayıtlı değilse, dönem eşleştirmesi yapılamıyor: endüstriyel otomasyon.
Enerji tüketiminin hat ya da bölüm bazında ölçülmesi. Tesis toplamından ürün bazına inmek, ölçüm noktası olmadan mümkün olmuyor: üretim ve enerji otomasyonu.
Ham madde girişinin tedarikçi ve parti bilgisiyle kaydedilmesi. Kapsamdaki bir ara ürünü satın alıyorsanız, o bilgi de zincire giriyor: satın alma ve lojistik yazılımı.
Kayıtların değiştirilemez ve tarihli tutulması. Doğrulanabilirlik, verinin varlığı kadar nasıl tutulduğuna da bakıyor.
Dördü de karbon hesabı için değil, işletme için zaten faydalı kayıtlar. Mekanizma yalnızca aciliyeti getiriyor.
Bir alüminyum profil üreticisinde
Not: Aşağıdaki örnek gerçek bir müşteriye ait değildir; sahada sık karşılaşılan durumlardan oluşturulmuş bir senaryodur.
Alüminyum profil üreten bir tesis. Üretimin bir bölümü Avrupa’ya gidiyor, geri kalanı iç pazara.
Konu ilk kez bir alıcının gönderdiği bilgi formuyla gündeme geldi. Formda ürün bazında enerji tüketimi ve üretim dönemi isteniyordu.
Tesiste iki veri de vardı. Enerji faturaları düzenliydi, üretim raporları aylık olarak tutuluyordu.
Sorun eşleşmedeydi. Enerji tüketimi tesis geneli için biliniyordu ve içinde ofis, aydınlatma ve diğer hatlar da vardı. Üretim raporu ise ürün grubu bazındaydı, tekil ürün bazında değil.
İlk cevap tahminle hazırlandı. Alıcı bu cevabı kabul etti ancak bir sonraki dönem için dayanak istedi.
Bu talep, tesisin ölçüm düzenini gözden geçirmesine yol açtı. Ekstrüzyon hattı ayrı ölçülmeye başlandı ve üretim kaydı parti bazına indirildi.
İkinci bulgu beklenmedikti. Hat bazında ölçüm başlayınca, belirli bir ürün grubunun beklenenden farklı bir tüketim profili olduğu görüldü ve bu bilgi fiyatlama tarafında da kullanıldı.
Yani hazırlık bir uyum işi olarak başladı, bir maliyet görünürlüğü çalışmasına dönüştü.
Üçüncü aşamada tedarikçi tarafı ele alındı. Kapsamdaki ara ürünlerin hangi tedarikçiden geldiği kayıt altına alındı; bu bilgi daha önce yalnızca satın alma tarafında ve dağınık duruyordu: uzaktan izleme ve kontrol.
Yaygın üç hata
Birincisi, konuyu tamamen danışmana bırakmak. Hesaplama uzmanlık gerektiriyor ama hesabın girdisi tesiste üretiliyor; kayıt düzeni kurulmadan yapılan hesap tahmine dayanıyor.
İkincisi, 2027 tarihine bakıp beklemek. Beyan 2027’de veriliyor, veri 2026’da oluşuyor. Kaçırılan aylar geri gelmiyor.
Üçüncüsü, kapsam kontrolünü sektöre göre yapmak. Belirleyici olan sektör değil, ihraç edilen ürünün tarife pozisyonu.
Codigno tarafında
Endüstri ve üretim tarafında bu konu bir raporlama başlığı olarak değil, veri toplama başlığı olarak ele alınıyor. Sorulan soru şu: hangi kayıt bugün tutulmuyor ve tutulmazsa ileride üretilemeyecek.
Üretim ve enerji verisinin hat bazında toplanması: üretim ve enerji otomasyonu ve endüstriyel otomasyon.
Ham madde ve tedarikçi tarafı: satın alma ve lojistik yazılımı.
Tüm başlıklar için: tüm çözümlerimiz.
Sık sorulan sorular
Yükümlülük bizde mi, alıcıda mı?
Beyan ve sertifika yükümlülüğü AB’deki ithalatçıda. Türkiye’deki üreticiye doğrudan bir mevzuat yükümlülüğü gelmiyor; gelen şey alıcının veri talebi.
Ürünümüz kapsamda mı, nasıl anlarız?
Kapsam ürünün gümrük tarife pozisyonuna göre belirleniyor, sektöre göre değil. Kontrol, ihraç edilen kalem bazında yapılmalı.
Veri veremezsek ne olur?
Yasal bir yaptırım gelmiyor. Ancak alıcı beyanını dayanaklandırmak zorunda olduğu için, veri veremeyen tedarikçi zamanla tercih edilmeyen tarafa geçiyor.
Hesaplamayı biz mi yapmalıyız?
Hesaplama yöntemi ayrı bir uzmanlık. Tesisin işi, o hesabın dayandığı üretim ve enerji kaydını doğru ve dönem bazında tutmak.
Şimdi başlamak geç mi?
2026 yılı içindeyiz ve yıl henüz bitmedi. Bugün başlayan bir ölçüm düzeni, yılın kalan bölümü için gerçek veri üretiyor; hiç başlamamak ise tüm yılı tahmine bırakıyor.
Sadece Avrupa’ya satan firmaları mı ilgilendiriyor?
Doğrudan etkilenen taraf Avrupa’ya satanlar. Ancak kapsamdaki bir ara ürünü Avrupa’ya satan bir firmaya tedarik ediyorsanız, talep size de geliyor.
2026 verisi bu yıl içinde toplanmazsa sonra üretilemiyor. Kapsamdaki ürünlerinizi, üretim hattı yapınızı ve mevcut enerji ölçüm noktalarınızı paylaşın; hangi kaydın eksik olduğunu birlikte çıkaralım.





