Varlık Takibinin Getirisi Nasıl Hesaplanır?

Yatırım kararı toplantısında sorulan soru her zaman aynı: bu sistem kendini ne zaman amorti eder. Cevabı tedarikçiden bekleyen her işletme, aslında kendi verisini soruyor.

Hazır getiri tablolarına neden güvenilmiyor

Konum takibi tekliflerinin çoğunda bir getiri sayfası bulunur. Arama süresinin şu kadar kısaldığı, kayıp ekipman oranının şu kadar düştüğü yazar.

Bu sayfalar genelde başka bir tesiste ölçülmüş sonuçlardır.

Sorun sayının doğru olmaması değil. Sorun, o sayının hangi başlangıç noktasından çıktığının bilinmemesi. Aynı iyileşme, dağınık bir işletmede büyük, düzenli bir işletmede küçük görünür.

Bu yüzden getiri hesabı iki adımlı bir iştir ve ilk adım tedarikçide değil işletmededir: bugün nerede durduğunuzu ölçmek. Bu ölçüm yapılmadan yazılan her getiri rakamı bir varsayımdır ve varsayımlar yatırım toplantısında bir kez sorgulandığında dağılır.

Bir cümleyle: getiriyi satan taraf hesaplamaz, kullanan taraf hesaplar.

Önce mevcut durumu ölçün

Sistem kurulmadan önce ölçülebilecek şeyler var ve bunlar hiçbir yatırım gerektirmiyor.

Dört başlık genelde yeterli oluyor.

Arama olayı sayısı: bir hafta boyunca “şu ekipman nerede” sorusunun kaç kez sorulduğu. Bu, basit bir çetele ile toplanabiliyor ve çoğu işletmede sonuç şaşırtıcı çıkıyor.

Aramanın kimden çıktığı: aranan kişi vardiya amiri mi, tekniker mi, hemşire mi. Aynı sürenin farklı kişilerden çıkması, getirinin büyüklüğünü doğrudan değiştiriyor.

Yeniden alım kayıtları: son bir yılda “yetmiyor” gerekçesiyle alınan ekipman kalemleri. Bu liste genelde satın alma tarafında zaten duruyor.

Gecikmiş bakım kalemleri: takvimi geldiği halde cihaz bulunamadığı için ertelenen işlem sayısı.

Bu dört başlık toplandığında ortaya bir başlangıç fotoğrafı çıkıyor ve getiri tartışması bundan sonra somutlaşıyor.

Ölçülebilen getiri ve ölçülemeyen getiri

Getiri kalemlerini ikiye ayırmak, yatırım toplantısını çok daha kolay yönetilir hale getiriyor.

Ölçülebilenler doğrudan sayılabilen şeyler. Arama sayısındaki değişim, gereksiz alımın durması, sayım süresi, gecikmiş bakım kalemi sayısı, kayıp bildirimi adedi.

Ölçülemeyenler ise gerçek ama sayıya dökülmesi zor olanlar. Kritik anda ekipmanın bulunabilmesi, denetimde kaydın sahayla eşleşmesi, birimler arası tartışmanın bitmesi.

Yaygın hata, ölçülemeyen kalemleri de sayıya dökmeye çalışmak. O noktada hesap inandırıcılığını kaybediyor ve toplantıda ilk sorgulanan yer orası oluyor.

Daha sağlam yol, ölçülemeyenleri gerekçe listesine yazmak ama hesaba katmamak. Hesap yalnızca ölçülebilenlerle kurulduğunda hem savunulabilir hem de sonradan doğrulanabilir oluyor.

Maliyet tarafı tek kalem değil

Getiri hesabının paydasında yalnızca sistemin ilk bedeli yer almıyor ve bu, kararın en çok yanıldığı yer.

Etiket adedi zamanla artıyor. Kapsam genişledikçe yeni bölge ve yeni varlık grubu ekleniyor. Etiket bakımı ve değişimi bir operasyon kalemi olarak devam ediyor. Kurulum tarafında elektrik ve montaj işi çıkabiliyor.

Bu kalemlerin dökümü ayrı bir yazının konusu: RTLS maliyeti ve etiket pil ömrü.

Burada önemli olan tek şey, getiri hesabının bu kalemler yazılmadan kurulmaması.

Doğruluk beklentisi getiriyi de belirliyor

Yatırım kararında gözden kaçan bir bağ var: beklenen doğruluk arttıkça maliyet artıyor, ama getiri aynı hızda artmıyor.

Aranan ekipmanın hangi bölümde olduğunu bilmek, arama olaylarının büyük kısmını bitiriyor. Bunun ötesindeki hassasiyet çoğu işletmede yeni bir karar üretmiyor.

Yani getiriyi büyüten şey daha hassas bir sistem değil, doğru tanımlanmış bir kapsam: konum takip doğruluğu.

Bir otomotiv yan sanayi tesisinde

Not: Aşağıdaki örnek gerçek bir müşteriye ait değildir; sahada sık karşılaşılan durumlardan oluşturulmuş bir senaryodur.

Presleme ve kaynak işi yapan bir yan sanayi tesisi. Kalıplar, taşıma arabaları ve ölçüm ekipmanları sürekli hareket halinde.

Yatırım talebi teknik birimden gelmişti ve gerekçe “kalıp arama süresi” idi. Finans tarafı somut bir getiri istedi ve konu birkaç ay askıda kaldı.

Askıdaki konuyu çözen şey teklif değil, iki haftalık bir çetele oldu.

Vardiya amirlerine tek bir görev verildi: kalıp ya da ölçüm ekipmanı arandığında bir çizgi at, kimin aradığını yaz.

İki haftanın sonunda üç şey görüldü. Aramaların büyük bölümü setup değişimi sırasında yaşanıyordu, yani üretimin durduğu anda. Aramaların önemli kısmını tekniker değil vardiya amiri yapıyordu. Ve aynı kalıp grubu listede tekrar tekrar geçiyordu.

Üçüncü bulgu tartışmayı bitirdi. O kalıp grubu iki hat arasında paylaşılıyordu ve nerede olduğu hiçbir kayıtta tutulmuyordu.

Kapsam bu bulguya göre daraltıldı. Bütün varlıklar yerine, paylaşılan kalıplar ve ölçüm ekipmanlarıyla başlanmasına karar verildi.

Getiri hesabı da aynı çeteleye bağlandı. Kurulum sonrası aynı ölçüm tekrar edildi ve karşılaştırma tahmin üzerinden değil, aynı yöntemle toplanmış iki veri seti üzerinden yapıldı.

Bu kurgu ikinci bir fayda daha üretti. Setup değişiminde yaşanan duruşun ne kadarının arama kaynaklı olduğu ilk kez ayrıştırılabildi ve üretim planlama tarafı bu bilgiyi ayrıca kullandı.

Getiriyi büyüten üç karar

Aynı sistemle çok farklı sonuç alan işletmeler var. Farkı üç karar yaratıyor.

Birincisi kapsamı dar başlatmak. En çok aranan varlık grubuyla başlayan projeler hızlı sonuç veriyor, her şeyi kapsamaya çalışanlar uzuyor.

İkincisi veriyi bir karara bağlamak. Rapor üretip kimsenin bakmadığı bir ekranda bırakmak, getiriyi sıfırlayan en yaygın durum.

Üçüncüsü mevcut sistemlerle bağlantı. Konum bilgisi bakım kaydıyla, iş emriyle ya da stok hareketiyle eşleştiğinde fayda katlanıyor: RTLS projesi nasıl planlanır.

Codigno tarafında

Varlık ve ekipman takibi tarafında proje hazır bir getiri tablosuyla başlamıyor. Önce hangi varlığın arandığı ve o aramanın kimden çıktığı konuşuluyor.

Depo ve lojistik tarafındaki kurgu ayrı ele alınıyor: depo ve lojistik konum takibi.

Barkod ve okuyucu tabanlı yapıların nereye kadar yettiği: barkod mu RFID mi RTLS mi.

Genel resim için: iç mekan konum takibi ve RTLS gerçek zamanlı konum takip sistemi.

Sık sorulan sorular

Getiri hesabı için ne kadar veri gerekiyor?

Birkaç haftalık düzenli bir çetele çoğu durumda yetiyor. Önemli olan verinin miktarı değil, kurulum sonrasında aynı yöntemle tekrar toplanabilmesi.

Tedarikçinin verdiği getiri rakamları kullanılabilir mi?

Yön göstermek için kullanılabilir, karar dayanağı olarak kullanılmıyor. Başka bir tesiste ölçülmüş sonuç, sizin başlangıç noktanızı içermiyor.

Kapsamı dar tutmak getiriyi küçültmez mi?

Genelde tersi oluyor. Dar kapsam hızlı sonuç veriyor ve elde edilen sonuç, genişleme kararını veriyle destekliyor.

En çok hangi kalem gözden kaçıyor?

Gereksiz yeniden alım. Aramaya harcanan süre daha görünür olduğu için önce o konuşuluyor, oysa “yetmiyor” gerekçesiyle alınan ekipman kalemleri çoğu işletmede daha büyük bir başlık.

Kurulum sonrası ölçüm ne zaman yapılmalı?

Kullanım oturduktan sonra. İlk haftalarda alışma etkisi var; erken yapılan ölçüm hem iyi hem kötü yönde yanıltıcı olabiliyor.

Sistem kurulunca aramalar tamamen biter mi?

Bitmiyor. Etiketsiz kalan varlıklar, montajı bozulan etiketler ve kapsam dışı bırakılan gruplar devam ediyor. Getiri hesabı bunu sıfır kabul ederek kurulmamalı.

Getiriyi tahminle değil, kendi verinizle konuşalım. Hangi varlıkların arandığını ve bu aramanın kimin zamanından çıktığını paylaşın; ölçüm yöntemini ve dar başlangıç kapsamını birlikte belirleyelim.

Facebook
Twitter
Email
Print