İkisi çoğu yerde aynı şeymiş gibi kullanılıyor. Değiller ve aradaki fark, projenin bütçesini de takvimini de değiştirebilecek kadar büyük. Biri radyo, diğeri o radyonun üstündeki
Gömülü bir üründe yazılımın altında ne çalıştığı, ürünün ne yapabileceğini baştan belirliyor. Türkçede bu üç seçeneğin farkını anlatan pek az kaynak var; oysa karar, projenin
“Bu ürünü geliştirmek ne tutar” sorusuna verilebilecek dürüst tek cevap var: neye bağlı olduğunu birlikte çıkaralım. Bu kaçamak bir cevap gibi duruyor ama değil; çünkü
Tasarım bitti, prototip çalışıyor, herkes üretime geçmeye hazır. Bu noktada atlanan bir adım var ve atlanmasının bedeli seri üretimin ortasında ödeniyor. DFM neyi soruyor DFM
Sahadan dönen bir cihaz çoğu firmada bir gider kalemi olarak görülüyor. Kayıt açılıyor, cihaz değiştiriliyor, dosya kapanıyor. Oysa o cihaz, ürün hakkında en dürüst bilgiyi
Donanım projelerinde ilk sorulan soru bu ve verilen cevap neredeyse her zaman iyimser çıkıyor. Sebep, tahminin yanlış olması değil. Tahminin yalnızca çalışılan süreyi kapsaması, beklenen
Kurumsal yazılımda güvenlik sunucunun etrafında konuşuluyor. Gömülü tarafta durum farklı: ürün müşterinin sahasında, çoğu zaman kilitli olmayan bir panonun içinde ve isteyen eline alabiliyor. Buradaki
Sahaya çıkmış bir cihazda küçük bir yazılım düzeltmesi gerekiyor. Cihaz çalışıyor, müşteri memnun, düzeltme yarım günlük iş. Sorun şu: o yazılımı cihaza nasıl ulaştıracaksınız? OTA
BOM çoğu projede tasarımın çıktısı sanılıyor. Kart çizilir, üzerindeki parçalar listelenir, liste satın almaya gider. Oysa o liste projenin en bağlayıcı belgesi ve içindeki her
Şema onaylandığında proje bitmiş gibi duruyor. Devre çizilmiş, bağlantılar tanımlanmış, herkes ekranda çalışan bir şey görüyor. Oysa kart henüz yok. Şema niyeti anlatır, kart onu