Satın Alma Süreçlerinde Dijitalleşme

Dijitalleşme bir yazılım satın alma kararı değil, bir sıra kararı. Hangi adımın önce dijitalleşeceği, projenin altı ay sonra nerede duracağını belirliyor.

Kağıdın taranması dijitalleşme değil

Çoğu şirkette ilk adım şöyle atılıyor: talep formu basılıyor, imzalanıyor, taranıyor, klasöre atılıyor. Belge artık ekranda duruyor. Ama arama yapılamıyor, onayın kimde beklediği görünmüyor, o formdan sipariş türetilemiyor.

Bu, kağıdın elektronik kopyasını üretmek. Süreç aynı hızda ve aynı kopukluklarla işlemeye devam ediyor.

Dijitalleşmenin ölçüsü şu tek soruda toplanıyor: bir adımda üretilen veri, bir sonraki adımda yeniden yazılmadan kullanılabiliyor mu? Cevap hayırsa, ortada dijital görünen ama elle işleyen bir süreç var.

Dört basamak

Sahada görülen olgunluk seviyeleri kabaca dörde ayrılıyor ve şirketlerin çoğu ikinci basamakta uzun süre kalıyor.

Birinci basamakta süreç sözlü ve dağınık işliyor. Talep telefonla geliyor, onay koridorda alınıyor, kayıt satın almacının defterinde. Bu yapı küçük ekiplerde hızlı çalışıyor ama kişiye bağımlı; o kişi izne çıktığında süreç duruyor.

İkinci basamakta Excel ve e-posta devreye giriyor. Kayıt var, izlenebilirlik yok. Aynı dosyanın kaç kopyası dolaşıyor, hangisi güncel, kim ne zaman değiştirdi belirsiz. Bu basamağın sınırları Excel ile satın alma takibi yazısında ayrıntılı duruyor.

Üçüncü basamakta adımlar tek sistem üzerinde birleşiyor. Talep formdan giriliyor, onay kuralla yürüyor, sipariş tekliften türüyor, mal kabul siparişe bağlanıyor. Veri bir kez giriliyor ve zincir boyunca taşınıyor. Şirketlerin aradığı şey genelde burası.

Dördüncü basamakta sistem yalnızca kaydetmiyor, uyarıyor. Termini geçmiş sipariş, bütçesi dolmakta olan masraf merkezi, sürekli geciken tedarikçi kendiliğinden listeye düşüyor. Bu basamağa ancak üçüncüsündeki veri temizse geçiliyor, çünkü kirli veriyle üretilen uyarılar bir süre sonra kapatılıyor.

Hangi adım önce dijitalleşmeli

Projeler genelde en görünür yerden başlatılıyor: fatura tarafı. Muhasebe zaten sistemde olduğu için orası kolay geliyor.

Bu sıralama çoğu zaman ters. Fatura zincirin sonu ve sonundan başlamak, önceki adımlardan veri gelmediği için faturayı yine elle eşleştirmek anlamına geliyor.

Doğru başlangıç noktası genellikle talep. Sebebi basit: talep zincirin tek girişi ve orada standart kurulmazsa sonraki her adım eksik veriyle çalışıyor. Kalem adı serbest metin girildiyse fiyat karşılaştırması yapılamıyor, masraf merkezi seçilmediyse bütçe raporu çıkmıyor. Talep formunun hangi alanlardan oluşması gerektiği ayrı bir konu: satın alma talebi nasıl toplanır.

Talepten sonra sıra genelde teklif ve siparişe, ardından mal kabule geliyor. Fatura kontrolü en sona kalıyor ve o noktada zaten kendiliğinden çalışır hale geliyor, çünkü karşılaştıracağı iki belge artık sistemde.

Yasal tarafın kendi takvimi var. e-Fatura ve e-İrsaliye zorunlulukları şirketin cirosuna ve sektörüne göre devreye giriyor, bu adımlar sıraya değil takvime bağlı ilerliyor. e-İrsaliyenin satın alma sürecine etkisi burada ayrıca ele alınıyor.

Projeyi durduran üç hata

Birincisi, eski yöntemin açık bırakılması. Sistem kuruluyor ama e-postayla gelen talep de kabul edilmeye devam ediyor. İki kanal açık kaldığı sürece kolay olan tercih ediliyor ve sistem boş kalıyor. Bu, uygulamaların en sık takıldığı yer; ayrıntısı ekip sistemi kullanmıyorsa yazısında.

İkincisi, her şeyin aynı anda açılması. Altı adım birden devreye alındığında ekip aynı hafta içinde altı yeni ekranla karşılaşıyor ve hiçbirini tam öğrenemiyor. Adım adım açılan bir kurulumda her aşamanın oturması bekleniyor.

Üçüncüsü, kirli veriyle başlanması. Tedarikçi listesinde aynı firma üç ayrı kayıtla duruyorsa, malzeme listesinde aynı ürün dört ayrı adla geçiyorsa, sistem bunları ayrı şeyler sanıyor. Fiyat karşılaştırması ve tedarikçi performans değerlendirmesi o anda anlamsızlaşıyor. Veri temizliği projenin öncesinde yapılması gereken iş, sırasında değil.

Ne ölçülecek

Dijitalleşme projesinin başarısı hissiyatla değerlendirilirse tartışma bitmiyor. Baştan üç dört ölçüt konulması bu tartışmayı kapatıyor.

En çok kullanılan ölçüt talebin onaydan geçme süresi. Başlangıçtaki ortalama kaydedilir ve üçüncü ayda yeniden bakılır. İkincisi, sistem dışında açılan talep oranı; bu rakam sıfıra yaklaşmıyorsa süreç henüz tek kapıdan geçmiyor demektir. Üçüncüsü, faturaların ne kadarının sipariş ve mal kabulle eşleştiği. Dördüncüsü, aynı kalemin farklı fiyatlardan alınma sıklığı.

Bu dördü ölçülebilir, kolay toplanır ve yönetim toplantısında tek slaytta gösterilir. Zincirin bütününde nelerin ölçüldüğü ayrıca satın alma yönetimi rehberinde duruyor.

Bir otomotiv yan sanayi firmasında sıranın değişmesi

Not: Aşağıdaki örnek gerçek bir müşteriye ait değildir; sahada sık karşılaşılan durumlardan oluşturulmuş bir senaryodur.

250 kişilik bir otomotiv yan sanayi firması. Ana sanayiye parça üretiyor, malzeme çeşidi fazla ve termin baskısı yüksek.

Proje fatura tarafından başlatıldı. Muhasebe ekibi zaten sistemi kullandığı için en hazır nokta orası görünüyordu. Dört ay sonra fatura girişi hızlanmıştı ama satın alma tarafında hiçbir şey değişmemişti.

Sebep, faturanın karşılaştırılacak bir siparişinin olmamasıydı. Siparişler hala Excel’de tutuluyordu ve muhasebe her faturayı yine elle eşleştiriyordu. Sistem faturayı kaydediyor, doğrulamıyordu.

Sıra tersine çevrildi. Önce talep formu tek kapı yapıldı ve serbest metin alanı kapatılıp malzeme listesinden seçim zorunlu hale getirildi. Bu tek değişiklik ilk ayda beklenmedik bir şey gösterdi: aynı hafta içinde iki farklı bölüm aynı yağı ayrı ayrı istiyordu.

Sonraki iki ayda teklif ve sipariş sisteme alındı. Fatura kontrolü, dördüncü ayda ayrıca bir iş yapılmadan çalışmaya başladı; karşılaştıracağı belgeler artık sistemdeydi.

Buradaki asıl ders yazılımla ilgili değil. Zincirin sonundan başlayan proje dört ay kaybettirdi, aynı yazılım baştan başlanınca dört ayda tamamlandı.

Codigno tarafında

Satın alma ve lojistik yazılımı altı adımı ayrı ayrı değil, tek zincir olarak kuruyor. Bu, kademeli geçişi mümkün kılıyor: önce talep süreci açılıp oturması beklenebiliyor, sonraki adımlar aynı kayıt üzerine ekleniyor.

Talep formunun alanları, onay zinciri ve masraf merkezi bağı şirkete göre tanımlanıyor, yani birinci basamaktan üçüncüye geçiş için sürecin şirkete uydurulması gerekmiyor.

Kurulumun ilk haftalarında hangi işlerin yapıldığı ayrı bir başlık: satın alma yazılımında ilk 30 gün.

Sık sorulan sorular

Dijitalleşmeye hangi ölçekte başlamak gerekiyor?

Ölçekten çok yapı belirleyici. Talep tek noktadan geliyor ve onay tek kişideyse acele etmeye gerek yok. Talep birden çok lokasyondan geliyorsa ve onay kişiye göre değişiyorsa, süreç kişiye bağımlı hale gelmiş demektir.

Bütün süreci bir seferde mi geçirmeli?

Kademeli geçiş daha yüksek oranda tamamlanıyor. Tek seferde açılan kurulumlarda ekip aynı anda çok sayıda yeni ekranla karşılaşıyor ve eski yönteme dönüş kolaylaşıyor.

Mevcut Excel dosyalarımız ne olacak?

Tedarikçi ve malzeme listeleri veri kaynağı olarak kullanılıyor, ama önce tekilleştirilmesi gerekiyor. Aynı firmanın üç ayrı kaydı sisteme aktarılırsa sorun sisteme taşınmış oluyor.

e-Fatura kullanıyoruz, süreç zaten dijital sayılmaz mı?

e-Fatura yalnızca zincirin son halkasını kapsıyor. Talep, teklif ve sipariş elle yürüyorsa faturanın elektronik olması eşleştirmeyi kendiliğinden getirmiyor.

Yatırımın geri döndüğü nereden anlaşılıyor?

Baştan ölçülen birkaç rakamdan. Onay süresi, sistem dışında açılan talep oranı, eşleşen fatura oranı ve aynı kalemin fiyat farkı. Bu rakamlar başlangıçta kaydedilmezse sonradan karşılaştırma yapılamıyor.

Dijitalleşme personel sayısını azaltıyor mu?

Sahada görülen sonuç genelde yer değiştirme oluyor. Veri girişi ve dosya arama işi azalıyor, tedarikçi görüşmesi ve fiyat analizi gibi işlere ayrılan zaman artıyor.

Süreciniz dört basamağın hangisinde duruyor? Talebin nasıl geldiğini, onayın kaç kişiden geçtiğini ve mevcut muhasebe sisteminizi paylaşın; hangi adımdan başlanması gerektiğini birlikte çıkaralım.

Facebook
Twitter
Email
Print